+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Merhaba Öğretmenim,,

  1. #1
    Üye shryeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2006
    Mesajlar
    2.322

    Standart Merhaba Öğretmenim,,

    Merhaba Öğretmenim,

    Yedinci yaşımın en farklı mevsimi. Yedinci yaşımın en güzel coğrafyası.
    Daha annemden bile ayrılmaya korktuğum bir vakitti. Mahallemizden pek uzağa gidemezdim. Seksek çizgilerimiz bile, evimizin hemen yan tarafındaydı. Halamın kızı vardı. Yeşil gözlüydü. Benle yaşıt, ismi de Mehtap’tı. Onunla oynardık. çok iyi zıplardı o.çizgileri kocaman bile çizsek, yine de çizgiye basmadan zıplayabilirdi.ben mi?ben o kadar iyi değildim.ne bilim,zıplayamazdım işte.işte,daha seksek de bile iyi zıplayamazken tanıştım seninle.
    Okula başlayacağım yıldı. Abim kaydetmişti, Seyitaliler i.ö.o’na. beklediğim ;ama aynı zamanda da korktuğum gün gelmişti.gün pazartesiyi gösteriyordu.uzun bir Pazar gecesi yaşamıştım.sabah gelmek bilmemişti.sabahın yedisi ve ben yoldayım.ilk gün yalnız gittim okula.şimdiki gibi,anne-baba ya da başka birinin götürmesi henüz moda olmamıştı.o dönemler,çocuklar sokağa korkmadan çıkabiliyordu.daha kirlenmemişti dünya.
    Hımm, ne diyordum…evet,ilk gün yalnız gitmiştim.herkes sıraya girmişti.nereye gideceğimi,kimin yanına duracağımı bilemiyordum.mahalleden tanıdıklarım vardı;ama yine de yaklaşamıyordum oraya.hani ben yavaş yavaş yürüdüm ya öğretmenim sıraya.sonra sen benim saçımı okşayıp,burası senin sıran dedin ya.bana gösterdiğin o sırayla beraber,dünyada kendime yer bulmuş oldum öğretmenim.sanki,o sırayla yeniden geldim dünyaya.
    Yollarımız farklıydı. Ben aşağıdan giderdim eve;siz yukarıdan.sıra arkadaşım Gülbeyaz da yukarıdan giderdi.bizim evimiz niye aşağıda ,diye üzülürdüm de;sırf sizinle gitmek için yolumu uzatır da yine de sizin arkanızdan yürürdüm.niye yürürdün deme öğretmenim.ne bileyim,hoş bir duyguydu işte.bir de modaydı,öğretmen arkasından yürümek.
    Seninle sadece iki yıl birlikte olabildik öğretmenim. En güzel ekinleri vermemiz için, hazırlamıştın toprağımızı ve dikmiştin ufacık bir fidan. okumaya başladığım ilk kitabımdı “ Bahar ve Kelebekler”.hatırlıyor musun öğretmenim,okumaya başladığımda,göz göze gelip de nasıl sevinmiştik.sonra sen bana “ Ayşe’nin Kuzusu”nu hediye etmiştin.bembeyaz,kıvır kıvır yünleri olan bir kuzuydu..o günleri hiç unutmadım öğretmenim.unutamadım….
    Bir de neyi unutmadım biliyor musun öğretmenim:Yeşilay haftasında,fırtınalı bir günde,fazla kimse yoktu sınıfımızda.siz de öğretmenler odasındaydınız.sonra üst sınıflardan Emre diye bir çocuk sınıfı susturmakla görevlendirildi.yemin ediyorum ki öğretmenim,ben konuşmamıştım,vallahi konuşmamıştım.ama ,işte o çocuk yazdı benim ismimi.sonra Yüksel hoca gelip vurdu ellerimize.biliyor musun öğretmenim,Yüksel hoca çok fena dövüyordu,hala sızlar ellerim.bir de haksız yere dayak yediğimden olsa gerek,hiç geçmiyor bu acı.

    Sonra başka öğretmenler geldi,siyah önlüklü hayatıma.sarı saçlı,mavi gözlü,Trabzonlu öğretmenim Canan’ı;siyah saçlı,esmer güzeli,Turgutlulu Fatma’yı ;görevinden uzaklaştırılan,sonra bizimle göreve tekrar başlayan Fahri hocayı da unutmadım.güzel günlerdi.dördüncü sınıfta ,sosyal bilgiler dersiydi.kümeler kurardık o zamanlar.hevesle çalışırdık kümemizde.
    Ödevler kontrol ediliyordu. ben yerimde duramıyordum.yapmıştım ödevimi,dersime iyi çalışmış olmanın verdiği güvenle parmak kaldırıyordum.Fatma hoca ise,derfetrleri imzalıyordu. Sorduğu soruya, cevap vermek için parmak kaldırdım;ama o kolumun kavradı, fena bir şekilde sıktı. Sıramdan uzanıp kaldırmamalıymışım kolumu;oysa iççimdeki heyecan koymuyordu beni. O gün hiç konuşmadım öğretmenim. Severdim Fatma hocayı;ama unutamadım işte,kolumdaki o parmak izlerinin bıraktığı sızıyı.

    Sen başkaydın öğretmenim. İlktin ,özeldin, yüreğime esen farklı bir esintiydin.kocaman kız oldum;ama her öğretmenler gününde,elimde bir selpak mendille geliyorum yanına. Hediye nasıl alınırdı,ne alınırdı bilmiyordum öğretmenim. Herkes onu almıştı; ben de onu alıverdim. Keşke bir toka alsaydım,o siyah saçlarına takardın.hala siyah mı saçların öğretmenim,kömür karası mı?
    Unutmadım öğretmenim, kırmızı kaleminle defterime attığın imzanın mürekkebinin kokusunu hala duyar gibiyim. Sen de unutmadın değil mi öğretmenim,335 numaralı Seher’i?

    Bu günlerimin ilk ustası, hala arkadan sessiz bir adımım. Hala ayak izlerini takip etmekteyim. Ve seni hala çok sevmekteyim…
    özlem ateşi yanıyor sanki ocağımda
    savruluyor külleri seher yelinde
    gecenin bu çekilmez sonsuz karanlığında
    yine yalnızlığı sarıyorum tüm bedenime...


  2. #2
    Üye kepçe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    seyyar
    Mesajlar
    619

    Standart

    unutur muyum seher'im unutur muyum.
    gözlerin o zamanlar maviye çalardı, yeşil olacak bu kızın gözleri derdim.
    pencere kenarında oturmuyor muydun sen bakayım, evet evet; tabi ya hacer'le otururdun.
    bir gün yanınıza kerim'i oturtmuştum da nasıl da ağlamıştınız. ne yaparsın kızım, bit salgını vardı o zamanlar. bir kız bir erkek bir kız oturmadınız mı bitlenirdiniz. erkeklerin saçı kısa olduğu için onlara pek bulaşmazdı.
    nasıl da küserdiniz o zamanlar, anlatmak isterdim; ama bilirdim ki o yaşlarda anlayamazdınız beni.
    ne yaptıysam sizin için yaptım benim güzel kızım, dövsem de sevsem de her şey sizin iyiliğiniz içindi. 'adam' olasınız diyeydi her şey.
    öğretmen olduğunu önceki sene öğrenmiştim zaten. nasıl sevindim anlatamam. bunun ne demek olduğunu elbet bir gün sen de anlayacaksın; çünkü sen de eğitim ordusunun bir neferi oldun. gün gelecek bir öğrencin sana 'merhaba öğretmenim' diyecek, 'hatırladınız mı, 322 hüseyin'... artık eskisi gibi iyi görmeyen gözlerle süzeceksin karşındakini. nerden nerden diye düşünürken öğrencin gülümseyerek hatırlatacak:
    'cumhuriyet ilköğretim okulundan 322 hüseyin, 2007 mezunu!'
    hüseyin...hüseyin...
    hatırlayıvereceksin, el öpmeler, sarılmalar... tıpkı benim seni hatırlamamın vakit alması gibi; ama hatırlayacaksın...
    saçlarım kömür karası değil artık seher'im, yılların yorgunluğu aklar bıraktı saçlarıma...
    hangi teli senden yadigardır, kimbilir...
    öğretmenler günün kutlu olsun sevgili kızım, canım öğretmenim.

    öğretmenin

  3. #3
    Üye huzeyran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Forumun içinden
    Mesajlar
    1.519

    Standart

    Selam kızım,
    Öncelikle yalan konuşmayı hala unutamamışsın. Sana o kadar vurdum, o kadar tokat attım; demek ki işe yaramamış ,adam olamamışsın. Yazık ,çok yazık. Halbuki o günü iyi hatırlıyorum. Sen de yaramazlık yapıyordun ve bana dil çıkarmıştın. Ben de sinirliydim zaten ev sahibi ile aram bozuktu ,karımla limoniydik. Neyse işte sinirliydim bir de senin dil çıkarman bardağı taşırdı. Aldım elime sopayı ,vurdum, vurdum, vurdum. Tüm hıncımı ,senin kırmızı yanaklarından ve örgülü saçlarından almalıydım. Sana hayatın iki kırmızı yanaktan ibaret olmadığını göstermeliydim. Sen beni yanlış anlamışsın.Ben hem döverim hem severim familyasındanım. Yazık ,yanlış anlamış ve cümle aleme benim gibi şerefli bir öğretmeni karalamışsın. Yazık, çok yazık.
    Yüksel Hoca
    Konu huzeyran tarafından (24-11-2007 Saat 12:42 ) değiştirilmiştir.
    Bâzâ! Bâzâ! Her ân çi hestî bâzâ
    Ger kâfîr u gebr u bût-perestî bâzâ
    İn dergeh-i mâ, dergeh-i novmîdî nîst
    Sad bâr eger tövbe-şikestî bâzâ

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok