AŞK,
GENETİKTEN GELİR!
(Soru: Kendinde olsa da açığa çıkaramadığını dışta bulduğuna akışın, genetikten mi?... Yoksa Astrolojik etkilerden mi kaynaklanıyor? Aşkın ateşi genetik özellikleri ne kadar değiştiriyor?. Yani genetikden gelen virüsleri yakamıyor mu?. Yoksa virüsler mi aşkı söndürüyor?..)
Genetikten gelir...
Aşk, kişinin özünde olana yönelişidir... Sönen ise aşk değildir zaten!.
(Soru: Aşk, genetikden gelirse; neden aynı genetik özelliğini taşıyan diğer birimler, neden aynı noktaya akmazlar.. Üstadım..)
Genetikten gelen özelliğin açığa çıkması için astrolojik açılımımızın yani melekî etkinin elvermesi gerekir... 15 dakika arayla doğan kişilerde bile açılım farkı vardır oysa...
AŞK, FITRATTANDIR!
Fıtratında olup da kendinde âşikâr olmayanı bulduğuna yönelme şiddetidir.
Aşk, bir yanıştır ki yönsüzdür.
Fıtratında olup, kendinde bulamadığını bulduğun yere kapılmandır!
Bulamadığın, Özünde vardır fakat bilincinde açığa çıkmamıştır!
Bendeki bu aşk, fıtratımdandır! Fıtrattandır!
Aşk birime midir; birimdekine mi?
Birimdekine ise; birimdeki fıtratında olmasa, ona âşık olunur mu?
Şirk, birime aşktan mı doğar; birimdekine gâfil olmaktan mı?
Âşık olduğun birimdeki ise, böyle...
Allah’a âşık olmak nedir?
“ALLAH’A ÂŞIK OLMAK”
Çoğunlukla karşısındakinden yüzünü göstermesinden gelir sevgi insana! Bazen de özünden gösterir yüzünü O!… O zaman onlar için derler ki, “Allah’a âşık oldu”!
‘’Allah’a âşığım’’ diyen neye âşık olduğunun acaba farkında mıdır?
Soyuta âşık olmak niyedir, nasıldır; sonucu nedir?
Allah, somut obje olmadığına göre... O’na âşık olmak ne demektir?
Birime ve bedene âşık olan, Allah’a yüz çevirmiş mi olur?
Bütün bunları ciddi olarak düşünmek ve tefekkür sistemimizde yerli yerine oturtmak zorundayız.
GERÇEK ÂŞIKLAR,
O’NUN BÂKİLİĞİNİ YAŞATTIKLARIDIR!
“Kendine seçtikleri”dir sevenleri bir çehreden!… Özünden sevgiyi yaşayanlardır, “mukarreb”leri!
Hünerlerini sergilemek için yaratmıştır herşeyi…
Sevmek için yaratmıştır sevilenleri!
Gözlerinde seyretmek için gözleri olarak yaratmıştır “aşk”ı yaşattıklarını!
Avam anlamaz ve bilmez bu aşkı! Bunun aşk olduğunu!
Oysa gerçek “aşk” O’nun ateşine pervane gibi atılıp; varlığını O’nda yitirip; O’nun “Baki”liğini yaşattıklarıdır gerçek “âşık”lar!
Özel bir fıtratla gelmişlerdir onlar, “âşık” olmak için! Yaşamları boyunca bir değer taşımamıştır dünya ve içindekiler…
Parmaklarını bile kıpırdatmamışlardır dünya için!
“Allah” de ötesinde bırak onları hevâlarıyla oyalansınlar” hitâbına mâruz kalmıştır programları; ve hücrelerine nüfûz etmiştir bu hitap!
Gerçek anlamıyla onlar “yaşarlar aşkı”; “yaşar onlarda aşkı”; sever, acır, merhamet eder onlarda kullarına; çünkü bu sıfatlar için yaratmıştır onları!
AŞK VE HAŞYET…
Aşk, muhabbetin şiddetlisidir.
(Soru: Aşkın daha şiddetlisi ne demektir?.)
Aşkın daha şiddetlisinde bir şey kalmaz ortada!. Aşk, zaten bir ateştir, olduğu yeri yakar yıkar, gerisi de kalmaz.
(Soru: Haşyet diyemez miyiz o zaman?.)
Hayır!. Aşk ayrı şey, haşyet ayrı bir şeydir.
Hiç alâkası yok birbirleriyle!.
Ayrı kavramlardır, Aşk ve Haşyet!. İkisi de ayrı ayrı şeylerdir…
AŞK,
MUTLAK TESLİMİYETE GÖTÜRÜR!
Aşk, âşık olanı, kendi varlığını yok etmeye sevk eder. Yâni, öylesine seversin ki karşındakini, onun için her şeyinden geçersin. Sevdiğinde yok olursun…
Beğeni ayrıdır, sevgi ayrıdır.
Bir şey beğenirsin, beğendiğin şeye sahip olmak istersin!
Seversen, sevdiğinin istek ve arzularında yok olmak mecburiyetindesin!
Sevgi, aktığı kadarıyla kişide benliği yok eder.
Ne kadar çok seviyorsan, sevdiğin kadar karşındakine teslim olursun ve ondan razı olmak mecburiyetindesin.
Bu sevgi, aşk noktasına ulaştığı anda artık onun yanında senin istek ve arzuların sıfır noktasına düşer. Sadece, onun yanında olayım, yeter dersin, ne hâl ve şart içinde olursam olayım! Hani, diyor ya;
“Dün gece yâr hanesinde yastığım bir taş idi.
Altım çamur, üstüm yağmur, gene gönlüm hoş idi.”
İşte, o yâr hanesinde altı çamur, üstü yağmur, başının altında sadece taş var iken mutlu olmak, aşkın sonucudur. Bu, mutlak teslimiyete götürür.
BENLİĞİNİ SANA UNUTTURAN ŞEYDİR
AŞK!
İnsanın yüreğini o aşk sardığı zaman, akıl geri plâna kaçar..
Mıknatısı iğneye tuttuğun zaman iğnenin aklı gider...
Çekim kanununa tâbi olur, o iğne mıknatısın yanında..
İşte Allah bir sûrette yüzünü gösterirse sana, O'nun peşinden gitmemek mümkün değildir!.
Gâfilsen dersin ki: "Ben Ayşe’nin, Fatma’nın, Ahmedin mehmed’in peşinden gidiyorum!!!..."
Ârifsen, bilirsin ki seni peşinden götüren O’dur!
İşte bu aşkın dünyası insanı kuşatmadıkça, insan benliğinden geçemez..
AŞK nedir?
Benliğini sana unutturan şeydir, AŞK!
Nedir ki benliğini sana unutturur, işte odur AŞK!
Çeker peşinden götürür..