+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 ve 8

Konu: Hrant Dink’in veda mektubu diyelim son yazısına

  1. #1
    Üye shryeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2006
    Mesajlar
    2.322

    Standart Hrant Dink’in veda mektubu diyelim son yazısına

    Ruh halimin güvercin tedirginliği

    10 Ocak tarihli “Ruh halimin güvercin tedirginliği” başlıklı yazının tam metni şöyle:

    Başlangıcında, “Türklüğü aşağılamak” suçlamasıyla Şişli Cumhuriyet Savcılığı’nca hakkımda başlatılan soruşturmadan tedirginlik duymadım. Bu ilk değildi. Benzer bir davaya zaten Urfa’dan aşinaydım. 2002 yılında Urfa’da gerçekleşen bir konferansta yaptığım konuşmada “Türk olmadığımı... Türkiyeli ve Ermeni
    Başım onunki kadar hareketli... Ve anında dönecek denli de süratli.

    İşte size bedel

    Ne diyordu Dışişleri Bakanı Abdullah Gül? Ne diyordu Adalet Bakanı Cemil Çiçek?

    “Canım, 301’in bu kadar da abartılacak bir yanı yok. Mahkum olmuş hapse girmiş biri var mı?”
    Sanki bedel ödemek sadece hapse girmekmiş gibi...

    İşte size bedel... İşte size bedel...

    İnsanı güvercin ürkekliğine hapsetmenin nasıl bir bedel olduğunu bilir misiniz siz ey Bakanlar..? Bilir misiniz..?

    Siz, hiç mi güvercin izlemezsiniz?
    “Ölüm-Kalım” dedikleri
    Kolay bir süreç değil yaşadıklarım... Ve ailece yaşadıklarımız.
    Ciddi ciddi, ülkeyi terk edip uzaklaşmayı düşündüğüm anlar dahi oldu.
    Özellikle de tehditler yakınlarıma bulaştığında...
    O noktada hep çaresiz kaldım.

    “Ölüm-Kalım” dedikleri bu olsa gerek. Kendi irademin direnişçisi olabilirdim ama herhangi bir yakınımın yaşamını tehlike altına atmaya hakkım yoktu. Kendi kahramanım olabilirdim, ama bırakın yakınımı, herhangi bir başkasını tehlikeye atarak, yiğitlik yapmak hakkına sahip olamazdım. İşte böylesi çaresiz zamanlarımda, ailemi, çocuklarımı toplayıp, onlara sığındım ve en büyük desteği de onlardan aldım. Bana güveniyorlardı.

    Ben nerede olursam onlar da orada olacaktı.

    “Gidelim” dersem geleceklerdi, “Kalalım” dersem kalacaklardı.

    Kalmak ve direnmek

    İyi de, gidersek nereye gidecektik?

    Ermenistan’a mı?

    Peki, benim gibi haksızlıklara dayanamayan biri oradaki haksızlıklara ne kadar katlanacaktı? Orada başım daha büyük belalara girmeyecek miydi?

    Avrupa ülkelerine gidip yaşamak ise hiç harcım değildi.

    Şunun şurasında üç gün Batı’ya gitsem, dördüncü gün “Artık bitse de dönsem” diye sıkıntıdan kıvranan ve ülkesini özleyen biriyim, oralarda ne yapardım?

    Rahat bana batardı!

    “Kaynayan cehennemler”i bırakıp, “Hazır cennetler”e kaçmak herşeyden önce benim yapıma uygun değildi.

    Biz yaşadığı cehennemi cennete çevirmeye talip insanlardandık.

    Türkiye’de kalıp yaşamak, hem bizim gerçek arzumuz, hem de Türkiye’de demokrasi mücadelesi veren, bize destek çıkan, binlerce tanıdık tanımadık dostumuza olan saygımızın gereğiydi. Kalacaktık ve direnecektik.

    Bir gün gitmek mecburiyetinde kalırsak ama... Tıpkı 1915’teki gibi çıkacaktık yola... Atalarımız gibi... Nereye gideceğimizi bilmeden... Yürüyerek yürüdükleri yollardan... Duyarak çileyi, yaşayarak ızdırabı...

    Öylesi bir serzenişle işte, terk edecektik yurdumuzu. Ve gidecektik yüreğimizin değil, ama ayaklarımızın götürdüğü yere... Her neresiyse.

    Ürkek ve özgür

    Dilerim böylesi bir terk edişi hiç ama hiç yaşamak mecburiyetinde kalmayız. Yaşamamak için fazlasıyla umudumuz, fazlasıyla da nedenimiz var zaten.

    Şimdi artık Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuruyorum.

    Bu dava kaç yıl sürer, bilemem.

    Bildiğim ve beni bir miktar rahatlatan gerçek şu ki, hiç olmazsa dava bitene kadar Türkiye’de yaşamaya devam edeceğim.

    Mahkemeden lehime bir karar çıkarsa kuşkusuz çok daha sevineceğim ve bu da demektir ki artık ülkemi hiç terk etmek zorunda kalmayacağım.

    Muhtemelen 2007 benim açımdan daha da zor bir yıl olacak.

    Yargılanmalar sürecek, yeniler başlayacak. Kimbilir daha ne gibi haksızlıklarla karşı karşıya kalacağım?

    Ama tüm bunlar olurken şu gerçeği de tek güvencem sayacağım.

    Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz.

    Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler.

    Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce.
    özlem ateşi yanıyor sanki ocağımda
    savruluyor külleri seher yelinde
    gecenin bu çekilmez sonsuz karanlığında
    yine yalnızlığı sarıyorum tüm bedenime...


  2. #2

    Standart

    Alıntı shryeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ruh halimin güvercin tedirginliği

    Ama tüm bunlar olurken şu gerçeği de tek güvencem sayacağım.

    Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz.

    Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler.

    Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce.

    Şu son satırlar bana ister istemez "Kuşlar da Gitti" romanını çağrıştırdı... Bir ilgi kurulabilir mi bilmiyorum, ama şurası muhakkak ki, cami avlularındaki güvercinler bile artık güvende değil bu ülkede...

    Yazık...
    Aaah, deniz olayım! Tuzumu rüzgârda savurayım... Deliyim!
    Aaah, ne yelken ne yel! Köpüklerde kaybolayım...Deliyim!

  3. #3

    Standart

    Güvercinleri, kanatları olup da havalanamayan tavuklar kıskanır, onlar yere düşürür ancak. Onlar hiçbir zaman özgürlüğün kanatlarında havalanmamışlardır çünkü...
    ÇOCUKLUĞUMA

    sen, bir gün yine çıkacaksan karşıma
    haber ver,ne olur.
    en güzel elbiselerimi giyip-tertemiz-
    seni bekleyeyim.
    beni hatırla ve inandır
    yaşamın güzel olduğuna

  4. #4
    Üye tapirtahir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    Bursa
    Mesajlar
    817

    Standart

    Bıktım artık bu faili "meşhur" cinayetlerden.Bu verilen kaçıncı kurban,yıkılan kaçıncı anıt?
    Bakın bize yaptıklarına....güvercinli şiirler okurken bile akılımıza kan ve ölüm mü gelecek artık.

    Bir çift güvercin havalansa

    Yanık yanık koksa karanfil

    Değil, unutulur şey değil

    Çaresiz geliyor aklıma.
    Konu tapirtahir tarafından (20-01-2007 Saat 10:42 ) değiştirilmiştir.
    YA BİR YOL BUL
    YA BİR YOL AÇ
    YA DA YOLDAN ÇEKİL

    SON SÖZÜ HEP DİRENENLER SÖYLER

  5. #5
    Üye Ezo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    352

    Standart

    Ayna olsam en çok size kırılırdım................

  6. #6
    Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Bulunduğu yer
    her yer
    Mesajlar
    12

    Standart

    özgürlük ürkek olur mu,ürkek özgürlüğün demek ki ömrü ancak bu kadar oluyormuş...

    ölen bedendir,baki kalansa fikirdir...

  7. #7
    Üye shryeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2006
    Mesajlar
    2.322

    Standart




    Kırmızı gül gibi taşırım, "Yaşasın Halkların Kardeşliği Şiarını"...
    özlem ateşi yanıyor sanki ocağımda
    savruluyor külleri seher yelinde
    gecenin bu çekilmez sonsuz karanlığında
    yine yalnızlığı sarıyorum tüm bedenime...


  8. #8

    Standart

    Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz.
    Keşke gerçekten öyle olabilseydi. Böylesine mahçup olmasaydık. Birileri bizi bu kadar zor bir duruma, böylesine büyük bir utancın içine düşürmeseydi. Bu cinayeti işleyenleri keşke hep bir ağızdan lanetleyebilseydik. Olmadı, olamadı.

    Huzur içinde yatsın.
    "Gerçeği bilmeniz gerekiyor, gerçeği aramanız gerekiyor, gerçek sizi özgür kılacak.

    Gerçeği otorite olarak kabul etmek yerine, otoriteyi gerçek kabul edenler için bu çok zor olmalı."

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok